Islak

Suskun bir öğle sonrası. Köyün meydanındaki kahvenin terasında ayakta dikilmiş, bir yandan usulca akan yağmuru izliyor, bir yandan çayını yudumluyordu. Yağmurun getirdiği bu dinginliğe o kadar muhtaçtı ki gözünü kırpmadan toprağa düşüşlerini izliyordu. Toprak kokusu burnuna geldikçe, yağmuru çok daha derinden hissediyor, dinginliklerden dinginlik beğeniyordu. Zihni, günlerdir debelenmekten yorgundu. Kendini o kadar kaptırmıştı ki arkadan“Islak” yazısının devamını oku

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın