Gebe / Mervan Sunca

Her fikir kendi aşırısının suskunluğudur

Ve biz, her peronda ayrılabilirdik

Ama biletsiz binip anarşist olalım istedik

Bundan önceki ay ölüşümüzün şiire dayalı bir anlamı olsun istedik

Devlet demir yollarından bağımsız, aslında en çok ona yangınlı ve ithafen bir türküyü tek nefeste, yutkunmadan söyleyelim dedik

Sonra dağların dumanı duvak oldu

Sonra her yerimize oteller diktiler

Öyle ki kaçak bindiğimiz treni bile 3 dakika ile kaçırdık

Bunu da duvarlara yazdı arkadaşlarımız

Metropollerin ara sokaklarında kırdıkları dallarımıza çaput bağladılar

İki çocuk tekerleğine teneke sıkıştırıp çaputumdan çekiştirdi

“İşte kopsun” dedim şair oluşum

Annem de hasta kim tutar gazelimden

“Çok zoruma gidiyor” dedim

Deprem oldu yeşillerimde

Sonra deprem oldu ama

İlkin kızıl kiremitten çatılarım vardı

Ceplerimde kozalak vardı

Kozalak iyi tutuşurdu

İlkin yangınlarım vardı

Sevgilim vardı “depremden 3 ay sonra” dedim

Sonra sür treni Doğu Avrupa’ya

Bizans’ı dize getirmeye çalışan tüm süvariler makinist oldu

Yüzyılımızda dakikaların önemi hiç sayılsaydı

Belki fatih olacaktım

Sonu hep sana ulaşan maceralarda, sen bana hep bir şeyler anlat diye çocuk bir askeri oynayacaktım.

Kafamdaki kask, elimdeki süngü, dilimdeki nara ağır gelecekti belki yaşıma

Ne budalaca insanın insandan beklentisi

Her sözün anlamının olması zihninde,

Askere gidenlerin tıraş olması ne budalaca

3. katta yaşarken sizlerin yeni dünya depresyonlarınızı duymam

Her faninin ölümü tadacağı

Kafatasında büyüyen kitleye avm

Memeye göğüs dememiz

Tüm politik doğrularımız ne ithal, ne saçma Allâh yerine koyması insanların kendilerini, kendi hayatlarında

Hayyam neden yazdı şarabı?

Söyle bana gece kaçta uyur devriyede voltadan sorumlu muhafızlar

Hangi kral seslenir kale burçlarından,

Metalden tırnaklı Herkül’lere

Şair oluşuma kaç çaput bağlanırsa bağlansın

Tınısıyla gömülür müzisyenler

Nevruz’u beraber geçirir insanlar

Bahar yine gelir

Kocaeli yine toplanır enkazlardan

Dumanını yitirir dağlar

Az otelli, çok zikzaklı, çıkmazsız sokaklı, ceplerinde kasımpatı tohumlarıyla celladını azımsar trene kaçak binen serseriler

Yolda olmak durumunda tünele girer tek gözüyle renk dinamosuna baş kaldıran Tevrat’tan bihaber korsanlar.

Yine burca inanır insanlar

Bu kan yerini aptal bir çağın yersiz sarhoşluğuna bırakır.

Benim ceplerimde yine

Allah esirgesinli mektupların kapanış cümleleri.

Öyle saf ki şimdi yalnız ölmek

Başın sağolsundan sıyrılmak, helalleşmeden

Öldükten sonra toprakla sevişmek ne kolay aslında

Tabiattan gebe kalmak,

Tabutun ızgarasından rabbi görmek, Resulullah’a komşu olmak ne yüce

Yaşasın Rabbim tüm Doğu Avrupa sana benziyor!

Benzedikçe büyüyor sınırlarımız ve sen sınırsızlığın yerince bir özgürlük olduğunu söylüyorsun

Kahrediyorsun bizi,

Yüzünü görmeden büyüyen tüm çocuklar karanlıktan korkarken

“varsan gel, yoksa inanmam ömrümce sana” dedikçe şirke kaçıyoruz.

Kaçtıkça yüzümüze, dizimize duruyor Efendimize ümmet olmak.

Olsun rabbim

Olsun TCDD

Yine de çok güzel bir mintandır baharda ölmek.

Mervan SUNCA

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın