Her fikir kendi aşırısının suskunluğudur
Ve biz, her peronda ayrılabilirdik
Ama biletsiz binip anarşist olalım istedik
Bundan önceki ay ölüşümüzün şiire dayalı bir anlamı olsun istedik
Devlet demir yollarından bağımsız, aslında en çok ona yangınlı ve ithafen bir türküyü tek nefeste, yutkunmadan söyleyelim dedik
Sonra dağların dumanı duvak oldu
Sonra her yerimize oteller diktiler
Öyle ki kaçak bindiğimiz treni bile 3 dakika ile kaçırdık
Bunu da duvarlara yazdı arkadaşlarımız
Metropollerin ara sokaklarında kırdıkları dallarımıza çaput bağladılar
İki çocuk tekerleğine teneke sıkıştırıp çaputumdan çekiştirdi
“İşte kopsun” dedim şair oluşum
Annem de hasta kim tutar gazelimden
“Çok zoruma gidiyor” dedim
Deprem oldu yeşillerimde
Sonra deprem oldu ama
İlkin kızıl kiremitten çatılarım vardı
Ceplerimde kozalak vardı
Kozalak iyi tutuşurdu
İlkin yangınlarım vardı
Sevgilim vardı “depremden 3 ay sonra” dedim
Sonra sür treni Doğu Avrupa’ya
Bizans’ı dize getirmeye çalışan tüm süvariler makinist oldu
Yüzyılımızda dakikaların önemi hiç sayılsaydı
Belki fatih olacaktım
Sonu hep sana ulaşan maceralarda, sen bana hep bir şeyler anlat diye çocuk bir askeri oynayacaktım.
Kafamdaki kask, elimdeki süngü, dilimdeki nara ağır gelecekti belki yaşıma
Ne budalaca insanın insandan beklentisi
Her sözün anlamının olması zihninde,
Askere gidenlerin tıraş olması ne budalaca
3. katta yaşarken sizlerin yeni dünya depresyonlarınızı duymam
Her faninin ölümü tadacağı
Kafatasında büyüyen kitleye avm
Memeye göğüs dememiz
Tüm politik doğrularımız ne ithal, ne saçma Allâh yerine koyması insanların kendilerini, kendi hayatlarında
Hayyam neden yazdı şarabı?
Söyle bana gece kaçta uyur devriyede voltadan sorumlu muhafızlar
Hangi kral seslenir kale burçlarından,
Metalden tırnaklı Herkül’lere
Şair oluşuma kaç çaput bağlanırsa bağlansın
Tınısıyla gömülür müzisyenler
Nevruz’u beraber geçirir insanlar
Bahar yine gelir
Kocaeli yine toplanır enkazlardan
Dumanını yitirir dağlar
Az otelli, çok zikzaklı, çıkmazsız sokaklı, ceplerinde kasımpatı tohumlarıyla celladını azımsar trene kaçak binen serseriler
Yolda olmak durumunda tünele girer tek gözüyle renk dinamosuna baş kaldıran Tevrat’tan bihaber korsanlar.
Yine burca inanır insanlar
Bu kan yerini aptal bir çağın yersiz sarhoşluğuna bırakır.
Benim ceplerimde yine
Allah esirgesinli mektupların kapanış cümleleri.
Öyle saf ki şimdi yalnız ölmek
Başın sağolsundan sıyrılmak, helalleşmeden
Öldükten sonra toprakla sevişmek ne kolay aslında
Tabiattan gebe kalmak,
Tabutun ızgarasından rabbi görmek, Resulullah’a komşu olmak ne yüce
Yaşasın Rabbim tüm Doğu Avrupa sana benziyor!
Benzedikçe büyüyor sınırlarımız ve sen sınırsızlığın yerince bir özgürlük olduğunu söylüyorsun
Kahrediyorsun bizi,
Yüzünü görmeden büyüyen tüm çocuklar karanlıktan korkarken
“varsan gel, yoksa inanmam ömrümce sana” dedikçe şirke kaçıyoruz.
Kaçtıkça yüzümüze, dizimize duruyor Efendimize ümmet olmak.
Olsun rabbim
Olsun TCDD
Yine de çok güzel bir mintandır baharda ölmek.
Mervan SUNCA