İlk Adım

Deli gibi yazmak istiyorum. Saat 3. Otobüsteyim. Düşünmek en sevdiğim eylem. Şu an için düşündüğüm her an sanki gerçeğe bir adım daha yaklaşıyorum. Her an biraz daha olgunlaşıyorum. Düşünüyorum, sanırım zevkten öleceğim. Her zaman böyle olmuyor. Bu düşünmek başka düşünmek. Her zaman böyle gerçeğe ulaştırmıyor beni. Bazıları delirdiğimi hissettiriyor. Sanırım lisedeki halimi anlıyorum şu an.“İlk Adım” yazısının devamını oku

Nefes

(28.02.22) Yıllardır düşünüyordum bunu ve yıllardır vazgeçiyordum. İçimde bir yerlerde daima vardı hastalık sürecini yazmak. Sonra da dedim ki: “Ne değişecek yazınca?” Hiçbir şey değişmeyecek. İnsanların bana acımasına yol açacağım belki de. Ya da insanların bu yaşananları okuması onlara ne katacak onu da bilmiyorum. Bence gereksiz şeyler. Fuzuli dram… Sonra da dedim ki: “Hacı abi,“Nefes” yazısının devamını oku

Eminim Gene Yakmışızdır Sobayı

Akşama kadar usul usul yağmur yağdı bugün. Köyde çalıştığımdan yağmuru çok daha rahat hissedebilmem gerekirdi fakat öğretmen olduğum için bu pek mümkün olmadı. Çocuklar koridorda oynamak zorunda kaldı ve alan dar olduğu için kendi aralarında sık sık kavga ettiler. Teneffüste o kadar çok şikâyete geldiler ki yirmi satırlık bir Ferit Edgü öyküsünü yirmi dakikada ancak“Eminim Gene Yakmışızdır Sobayı” yazısının devamını oku

Islak

Suskun bir öğle sonrası. Köyün meydanındaki kahvenin terasında ayakta dikilmiş, bir yandan usulca akan yağmuru izliyor, bir yandan çayını yudumluyordu. Yağmurun getirdiği bu dinginliğe o kadar muhtaçtı ki gözünü kırpmadan toprağa düşüşlerini izliyordu. Toprak kokusu burnuna geldikçe, yağmuru çok daha derinden hissediyor, dinginliklerden dinginlik beğeniyordu. Zihni, günlerdir debelenmekten yorgundu. Kendini o kadar kaptırmıştı ki arkadan“Islak” yazısının devamını oku

Barış bir avuntudur.

Kalp, kan pompalayan bir organdır benim için.İnsansa biraz et ve biraz da elektrik dalgası.Aşk, sevgiden ziyade anlaşmaktır ve anlamak.Sevgi, nefrete yenilebilir.Sevgi, nefrete evrilebilir.Sevgi, her şeyi değil, bazı şeyleri bilir. Şiirden de soğudum biraz.Nereye kadar güzellemek yaşamı?Nereye kadar umut aşılamak?Nereye kadar süslü cümleler? Bu devir süslü cümleleri çoktan kararttı.Cüzdanlar estetiği çoktan yendi.Bir kalemle değişmeyecek kadar kirli“Barış bir avuntudur.” yazısının devamını oku

Edebi Orgazm

Uzun zamandır kendimle aram yok. Psikolog ile görüştüğüm zamanlar kendimi iyi hissediyorum. Her şeyin bir çöüzümü olduğuna inanıyorum o zamanlar. Fakat her şeyin olduğu gibi psikologların da ücreti fazla. Tek başına yaşayan bir öğretmensen psikoloğa gitmek bir lüks haline geliyor. Yazmaktan soğuyup soğumadığımı sorguluyorum. Yazıp yazamadığımı sorguluyorum. Meziyetli miyim bu konuda? Her iki ihtimali de“Edebi Orgazm” yazısının devamını oku

Eylül

Bir eylül yaşadık vakti zamanında, Kırk yıldır gitmiyor güzü. İnsanlardan ziyade fikirlerdi ölülerimiz. Şimdi, cehaletten başka neye bereketlenir Toprak anamız?   Bir eylül yaşadık vakti zamanında. Bütün evreni bir kefeye koysalar Daha ağır gelmez yasımızdan. Şimdi, can çekişir bir devlet, Düşünme kabızlığından. Geberir gideriz bizler de Yaşamak nedir bilmeden.   Bir eylül yaşadık vakti zamanında“Eylül” yazısının devamını oku

Kırık İskemle Ayakları

Ah boyu devrilesi insanlık ve sallantılı devletimiz.İlmek çıkmaz boğazımızdan yıllardırVe yıllardır darağacıdır meskenimiz.Ölmek ölüm korkusundan yeğdir fikrimde.İskemle sevicilerden değilim,Yerle bir edesim var altımızdaki iskemleyi. Gelişmekte olan değil gelişemiyor olmalı payemiz.Ahlak kıtlığı insanımızda, üstelik ahlakı da düşürmez dilinden.Çok şükür bugün de ölmedik asalım iskemleli bayrakları,Bir umut yarın da ölmeyiz.İskemle sevicilerden değilim.Yerle bir edesim var altımızdaki iskemleyiYıkılmadan“Kırık İskemle Ayakları” yazısının devamını oku

Düğme İlik Savaşı

Dikiş tutmaz bir ruhum. Diyarım yok, otağım yok.Her gün şakaklarıma vurur bu yaşamak.Birine hapsetmeye kalksam kendimi, kimse tutmaz yüreğimden.Gerçi hepimize zindandır gök. Kulağımda “Kan Kokusu”, burnumda çöp:Çürümüş saygı,dünden kalma ahlâk,beceriksizce pişirilmiş evlilikler,ve dibi tutmuş toplum… Ne yapalım burnumuz alışmış bu kokuya.Bir parfümmüş gibi sürüyoruz her gün.Çünkü Burası Türkiye!İnsanlarımız adam kayırılmayla yoğrulmuş ezelden.Düşünmeyi boka benzetmiş.“Yolsuzluk var!”ı“Düğme İlik Savaşı” yazısının devamını oku

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın