Mutluluk Yolu / Fadime Kiremit

Mutluluk deyince aklımıza bir sürü şey gelir. Şu zamana kadar öğrendiğimiz bilgiler ışığında da tanımlamalar yapabiliriz elbette. Mutluluk şudur bana göre, mutluluk budur sana göre de diyebiliriz. Kendi öznel değerlendirmelerimizle de bir şeyleri ortaya koyabiliriz. Çevremize baktığımızda da mutlu insanları görebiliriz, neyle ve nasıl mutlu olduklarını da görebildiğimiz gibi.

Burada da şu soru devreye girebilir: “İnsan kalıcı mutluluğu yakalayabilir mi?” ya da “Bunu hiç yapabildi mi?”

Bu çok zor bir durumdur çünkü her şey değiştiğine göre mutlu olduğumuz şeylerin de kalıcı olmasını bekleyemeyiz. Onlarda da anlam ve şekil değişikliği olur, mutlu olduğumuz durumlardan zamanla mutsuz da olabiliriz. Böyle durumların gerçekliğini de inkar edemeyiz elbette.

En çok mutlu olduğumuz anlara baktığımızda da bazı sonuçlara ulaşabiliriz; arkasından koşturduğumuz ve emek verdiğimiz, olması için her şeyi yaptığımız ve sonucunda da istediğimiz şeylerin olduğunu görüyor olmamız mutluluğumuza en büyük etkendir. Ama aynı şeyi yaptıkça mutluluğumuz aynı kalmaz hatta mutsuz bile olabiliriz. Bu zorluğun biraz daha arttığı durumlarda ve elde edilen sonuçların da değişikliğinde veya anlam olarak daha iyi bir konumda olduğunda mutluluğu yakalayabiliriz ama yine de aynı düzeyde olmasını bekleyemeyiz.

Mutluluk düzeyi, olması için çabaladığımız ve istediğimiz şeylere göre de değişir. Bu durumları kendi hayatlarımızda da görmüşüzdür. Örneğin kolay bir sınavdan yüksek not aldığımızda oluşan mutluluk ile çok zor bir sınavdan yüksek ya da yüksek olmayan ortalama bir not aldığımızda oluşan mutluluk düzeyleri aynı değildir. Bazılarında sadece mutluyken ya da mutluluğa yakınken bazılarında da içimizde kıpır kıpır bir şeyler olur.

Belki de mutluluk dediğimiz şey, uğrunda çalışılmasını gerektiriyordur; mutluluğu gökten yağmasını bekleyemediğimiz gibi, kazanmamız gerekebilir.

Mutlu olduğumuz anlarda da zamanın ve mekanın çok önemi kalmaz ve bunları fark etmeyiz çünkü orada “o mutluluğun akışı içerisinde” kayboluruz. Bizi yoran veya düşünmek istemediğimiz düşünceler o zaman diliminde gelmez, o an orada bütün dikkatimizle ve isteğimizle o anı yaşarız. Belki de mutluluk bu yüzden çok sık gelmiyordur, kendisinin hemen kolay bulunup vazgeçilmesini istemiyordur ve bu yüzden de aradıkça kaçıyordur.

Belki de mutluluğu aradığımız bu yolda amacımız, ona varmak için yürüdüğümüz yoldadır, yolun kendisi ve orada öğrendiklerimiz ile mutluluk kendiliğinden gelecektir.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın