Sahipsiz Şiirler / Handan Özgüler

Neden ben hep böyleyim? Balonu elinden kayıp giden bir çocuk gibi, Biraz şaşkın, ziyadesiyle üzgün, Ne yapacağını bilmez haldeyim. Uzun ve yorucu bir kışla vedalaşıp, Doğanın kendini yenilediği mevsime ulaştım. Yol kenarları hep en sevdiğim çiçeklerle bezeli, papatyalar… Alıyorum bir tanesini elime başlıyorum: Seviyor, sevmiyor, seviyor… Sapını da sayıyorum “sevmiyor.” Hayatı hep ben mi zorlaştırıyorum?“Sahipsiz Şiirler / Handan Özgüler” yazısının devamını oku

Zebil – 7 / Can Cafcaf

Yorucu bir günün ardından zorla eve attı kendini Sadi. Nöbetçi olduğu için akşama kadar oturamamış, sürekli eften püften sebeplerle şikayete gelen öğrencilerden bunalmıştı. Ferahlamak için duşa girdi. Kurulandıktan sonra üzerine eşofmanlarını giyip mutfaktan biraz abur cubur alıp kanepeye gömüldü. Dizi ya da filme odaklanacak mecal göremedi kendinde. Youtube’a girip Mehmet Demirkol’un programlarından birini açtı. Gitgide“Zebil – 7 / Can Cafcaf” yazısının devamını oku

Zaman Kördür, İnsan Aptaldır / Meliha Gökçe Sarısoy

Victor Hugo’nun bu meşhur eseri olan Notre Dame’ın Kamburu kitabını yazmasındaki asıl amaç, harabe haldeki Notre Dame Katedrali’nin yıkılması yerine yeniden restore edilmesini sağlamaktı. Victor Hugo, Notre Dame’ı 19. yüzyılın başındaki harabe durumuna getiren yıkımı üç tür olarak sınıflandırdı: Birincisi: Binanın derisindeki kırışıklıkların ve siğillerin sorumlusu, zaman. İkincisi: Devrimlerin eseri olan şiddet eylemleri ve vahşet,“Zaman Kördür, İnsan Aptaldır / Meliha Gökçe Sarısoy” yazısının devamını oku

Kendi Ritminde / Fadime Kiremit

Çevremize karşı oldukça şefkatliyizdir. Onları anlamaya, dinlemeye ve yardım etmeye çabalarız. Elimizden geldiğince yaparız bunu, belki de daha fazlası olacak şekilde. Onların mutluluğu, hüznü bizi de etkiler. Ama ya biz? Bizim o acılarımız, hüzünlerimiz ve mutluluklarımız? Herkese gösterdiğimiz o anlayışı kendi özümüze, benliğimize, acılarımıza gösterebiliyor muyuz, gösterebildik mi hiç? Yoksa hep insan odaklı mı yaşadık“Kendi Ritminde / Fadime Kiremit” yazısının devamını oku

Gece Yazıtları / Eyüp Toru

Kimse sevmiyordu. Karşıma çıkan herkesin sevmeye engel nedenleri vardı. Yağmur yağıyordu şehirde ve sanki sadece ben ıslanıyordum. Sırılsıklam olmuştu ruhum, üşüyordum. Ömrüm bunun nedenini anlamaya çalışmakla geçti. Ya Tanrı benden vazgeçmişti ya da ben Tanrıdan… Kimse konuşmuyordu. Derin bir sessizlik hali… Günüm hep gece yarısı. Saat hep iki. Çığlık çığlığa yüzüme çarpan kapı sesi kulaklarımda“Gece Yazıtları / Eyüp Toru” yazısının devamını oku

Ev / Bilge Nas Özhamam

Hiç çok güzel bir gün geçirip, eve dönüş yolunda huzursuzluğun size eşlik ettiği, vardığınızda zili çalınca sizi karşılayan gerçekliğe selam verdiğiniz bir anınızı hatırlıyor musunuz? Eminim ki hatırlıyorsunuzdur. Odanıza girersiniz, kimisi ayakta kimisi yaylana yaylana uzanmış bekler sizi. İki gün önceki yaşanan tatsız olay, çocukluğunuzda yaşadığınız ama anlatamadıklarınız, ocağın kirlenmesi, terliğinin altının çıkması, ölüm, hevesle“Ev / Bilge Nas Özhamam” yazısının devamını oku

Sancı / Alper Coşkun

Şimdi sana çıkıp da gel diyebilsem, Yokluğun kabullenir mi mesafeleri? Derinlerde süzülen acıyı, Onca anıyı kabullenir mi? Elbet vardır her baharın bir güzü Ve sararması en çocuksu hislerin. Aramızdaki yalanlar gizlenip; Seni, beni kabullenir mi? Ya geçmişimiz damlar o maviliklere, Ya da boğuluruz gözlerinde en derine. Bir hakikat karışırsa sözlerine, İki yanlışı kabullenir mi? Mazimde“Sancı / Alper Coşkun” yazısının devamını oku

Zebil – 6 / Can Cafcaf

İstanbul’a gitti gene. Derneğin kuruluş yıl dönümü etkinlikleri varmış. Yeni gönüllüler için verecekleri kahvaltıya katılacakmış. O kadar uğraşma etme dedimse de dinletemedim tabii. Kötü bir şey yapmıyorum, dedi. Sosyal yardımlaşma faaliyeti sürdürüyormuş, fena mıymış? Canlı derslerde o kadar uğraşmış didinmiş, iyi bir intiba bırakmış. Projeye kabul edilmesi an meselesiymiş. Bunu neden çöpe atsınlarmış? Beni de“Zebil – 6 / Can Cafcaf” yazısının devamını oku

Mesela Sana Kavuşmayı / Muhammed Murat

Yine sana gelmekten vazgeçtim. Aslında sabahın erken saatlerinde kapıdan içeriye girdim. Ancak çeşme başındaki çocukların kavgasını görünce seyre daldım. Birbirlerine ağız dolusu küfürler edişini görmen lazımdı. Niyeyse bu durum bile bana çok hoş göründü. Senin olmadığın bir hayatın berbat bir ruh durumu getirdiğini hesap edersek lezzet almaya belki de başladım. Yıllarca sürüp giden yas törenlerim“Mesela Sana Kavuşmayı / Muhammed Murat” yazısının devamını oku

Gebe / Mervan Sunca

Her fikir kendi aşırısının suskunluğudur Ve biz, her peronda ayrılabilirdik Ama biletsiz binip anarşist olalım istedik Bundan önceki ay ölüşümüzün şiire dayalı bir anlamı olsun istedik Devlet demir yollarından bağımsız, aslında en çok ona yangınlı ve ithafen bir türküyü tek nefeste, yutkunmadan söyleyelim dedik Sonra dağların dumanı duvak oldu Sonra her yerimize oteller diktiler Öyle“Gebe / Mervan Sunca” yazısının devamını oku

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın