İnadım İnat / Can Cafcaf

Sil baştan başlamaktan gına geldi. Uçurum kenarlarında güzel manzara avlıyorum. Bir sıçradım, iki sıçradım, üçü de sıçrarım diye düşünüyorum. Karavana atınca üzülmeyecek kadar tecrübeliyim. Baltayı taşa vura vura baltadan daha keskin oldu taş, Belimde o taşı taşıyorum bir şeyler yontmak için. Umut ettiğimden değil Her ne yapıyorsam inadımdan yapıyorum. İnadım inat, şiirim iki kanaat. Bir“İnadım İnat / Can Cafcaf” yazısının devamını oku

Cik Cik / Can CAFCAF

Yoruldum ve kondum bir dala. Bir çırpıda kestim kanatlarımı. Kanatsız kuşların adını başka koydular. Başka sandı onlar da kendini.   Ben biliyorum hala kuş olduğumu. Uçmayı kendim reddettim, ispatlamak zorunda değilim. Gene de bile isteye gelmedim bu diyara. Bir seçeneğim olsaydı yaşamak için; Vücutsuz ve kanatsız bir halde Mızrak ucunda yaşamayı seçerdim. Bilge birinin elleriyle“Cik Cik / Can CAFCAF” yazısının devamını oku

Ölüm Üzerine Konuşmalar / Eyüp Toru

Bundan yüz sene sonra tebessümün bile unutulacak. Suretin, toprağın içinde kaybolacak. Üstüne basıp geçecekler, ne sen ne de onlar bunun farkında olacak. Bak etrafına! Caddeler, kafeler, kütüphaneler, parklar, yollar, ölümsüzlük hayali kuran insanlarla dolu. Ve hepsi ölecek. Peki ne yapmalı? Öleceğiz diye yaşamdan vaz mı geçmeli? Bırakmalı mı kendini zamanın nehrine? Bir köşede sessizce eceli“Ölüm Üzerine Konuşmalar / Eyüp Toru” yazısının devamını oku

Film Şeridi / Bekir Aydemir

Alelade yürürken, boğazımda bir sivrisinek acısı ile kendimi yerde buldum. Refleks olarak elimi boğazıma götürdüğümde, sıcaklığı elimdeki buzu çözmüştü. Bu sıcaklık beni on sekiz yaşıma götürdü. Okul çıkışı sevdiğim kız ile evlerimize doğru yola çıktık. Her zaman geçtiğimiz o tenha yolda, farklı bir şey yaptı. Elimi tutup gözlerimin içine derinden baktı. Hiç hareket etmeden duruyordu.“Film Şeridi / Bekir Aydemir” yazısının devamını oku

Sensiz Nasıl Yaşanır? / Handan Özgüler

En derin sızılarının maskesi olur kahkahaların. Gün içerisinde nükseden “senli” düşüncelere, Başka suretler bastırırsın. Zamandaki en küçük boşluktan, hayalin süzülmeye çalışır, Hemen gündelik yaşamın bir telaşını yamarsın. En zor olan da geceleridir… Sessizliğin, yalnızlığın hüküm sürdüğü geceler. Hele bir de hilal varsa yıldızların arasında, Sebebi sadece sende gizli bir nedenden Sızın depreşir, kalbin “med” olur,“Sensiz Nasıl Yaşanır? / Handan Özgüler” yazısının devamını oku

Mutluluk Yolu / Fadime Kiremit

Mutluluk deyince aklımıza bir sürü şey gelir. Şu zamana kadar öğrendiğimiz bilgiler ışığında da tanımlamalar yapabiliriz elbette. Mutluluk şudur bana göre, mutluluk budur sana göre de diyebiliriz. Kendi öznel değerlendirmelerimizle de bir şeyleri ortaya koyabiliriz. Çevremize baktığımızda da mutlu insanları görebiliriz, neyle ve nasıl mutlu olduklarını da görebildiğimiz gibi. Burada da şu soru devreye girebilir:“Mutluluk Yolu / Fadime Kiremit” yazısının devamını oku

Sen, Ben ve Zaman / Eyüp Toru

Dokunsalar ağlayacaktım Dokundu zaman ağladım Geçti bitti diyorlar şimdi Geçen yalnızca zaman Acılar baki Yalnızlık tastamam Mevsimim hep sonbahar Öyle ya, sensiz takvimler bile üşüyor Azalıyor birer birer umutlar Tebessümün gibi yok oluyor Kırık penceremin buğusunda kalmış aşkımız Güneş doğunca her sabah, yeniden siliniyor. Yıllar sonra, bir sızı olarak kalıyor göğsünde Dokununca geçmişe kanıyor Yüreğim“Sen, Ben ve Zaman / Eyüp Toru” yazısının devamını oku

Carla ve Tanrı / Cihan Akar

Carla, güz mevsiminin sararttığı buğday tarlasında gökyüzüne Tanrı’dan merhamet ve ikinci bir şans için uzun uzun baktı. Ayın soluk ışığında zar zor seçilen koyu bulutlar ve esen soğuk rüzgâr, birazdan yağacak yağmurun habercisiydi. Önce “Tanrı bile benim için ağlıyor” diye düşündü. Sonra, ikinci şansı ilkini berbat bir şekilde kullandığı için istediğini fark etti. Yavaşça başını“Carla ve Tanrı / Cihan Akar” yazısının devamını oku

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın